Ergenlik Dönemindeki Genç Kızların En Önemli Problemi: Düşük Öz Değer

Psikolog Çiğdem KARAKUŞ Karakuş

14-17 yaş dilimi ergenlik döneminin en zorlu yıllarıdır. Bu yaşlarda ergen hızlı bir duygusal değişim sürecine girer. Gencin gerginliği evde çeşitli sorunlara neden olabilir. Bunun yanında biyolojik değişiklikler, kültürel beklentiler, duygusal gerilim ve olası travmalar genç kızın bu kriz dönemini başarıyla atlatmasını engelleyebilir. Ergenlik döneminde kız çocukları, erkek akranlarına göre psikolojik rahatsızlık geçirmeye daha yatkındırlar. Özelikle ergen kızlar, erkeklerden daha fazla depresyona girmekte ve intihara daha eğilimli olmaktadır.

Ergenlikle birlikte kız çocuklarının öz değerleri azalıyor

Araştırmalar ergenlikle birlikte çocukların öz değerlerinin düştüğünü göstermektedir. Fakat kız çocuklarında öz değerin azalması erkek akranlarına göre daha belirgindir. Ergenlik dönemi hızlı biyolojik değişiklikleri de beraberinde getirir. Erkek çocukları için fiziksel görünümün daha erkeksi hale gelmesi, sesinin kalınlaşması, kaslarının güçlenmesi gibi değişiklikler arzu edilen gelişmelerdir. Hâlbuki aynı durum kız çocukları için geçerli değildir. Genç kızlar fiziksel görünümleri ile daha ilgili oldukları için, yeni görünümlerini kabullenmekte zorluk çekebilmektedir. Kız çocukları her ne kadar fiziksel olarak, erkek akranlarından daha hızlı ve daha önce gelişmeye başlasalar da henüz bu değişikliklerle başa çıkabilecek duygusal donanıma sahip olmayabilirler. Fiziksel olgunlaşma ile duygusal olgunlaşma arasındaki kopukluk genç kızı strese sokmakta ve öz saygısını azaltmaktadır. Bir de bunun üzerine toplumun ve ailenin beklentileri eklenince, pek çok genç kız kendisini yetersiz hissetmekte ve kendisine olan güveni kaybetmektedir.

Öz değer nedir?

Öz değer kişinin kendisine verdiği değer ve kendisini algılama biçimidir. Öz değeri yüksek olan kişiler kendilerine, dolayısıyla etrafındaki insanlara güvenirler. Bazı zamanlar kendimizi yetersiz ve güvensiz hissetmemiz normaldir. Mesela, bazen işimizde ya da sosyal ilişkilerimizde başarısızlığa uğrayabiliriz. Fakat bu başarısızlığımızın bizi değersiz bir insan yaptığını düşünmeyiz.

İnsanlar kendilerini değersiz hissettiklerinde, başkalarının da onlar hakkında öyle hissettiğini zannederler. Öz değeri düşük insanlar, etrafındaki insanların onları yeterince sevmediklerini, onu ezmeye çalıştıklarını ve aşağı gördüklerini düşünürler. Bu düşünceler kişiyi, diğer insanları aşağı görmeye, kaba davranmaya, ezmeye çalışmaya itebileceği gibi, bazen yalnızlığa da itebilir. Öz değeri düşük olan kimseler, bir müddet sonra bu duygulardan kurtulmak için pek çok tehlikeye açık hale gelirler.

Kendine olan güvenin ve saygının kaybı ise, ergenlik döneminde genç kızlar arasında çok yaygın olan depresyon, yeme bozuklukları, içki-sigara tüketimi ve erken cinsel ilişkiye girme gibi problemlere neden olabilmektedir.

Ergenlikte genç kızların öz değerini düşüren faktörler nelerdir?

Öz değer, doğumdan itibaren bebeğin önce anne ile ileriki yaşlarda ise yakınındaki diğer insanlarla; baba, kardeşler, evin büyükleri, arkadaşlar, öğretmenler gibi, etkileşimi neticesinde şekillenir. Evde çocuğa değer verilmesi, sıkıntılarının önemsenmesi, başarabileceği sorumlulukların verilmesi ve bunların takdir edilmesi çocuğun öz değerini pozitif yönde artırıcı tutumlardır. Öz değer sürekli değişken bir yapıdadır. Özellikle, ergenlik gibi stresin ve karmaşanın yoğun yaşandığı dönemlerde, çok daha kırılgan olabilmektedir.

1.Ailenin ve toplumun yüksek beklentisi genç kızın güvenini sarsıyor

Çocuklar, gençliğe adım atana kadar, kendi yeteneklerinden ve sorumluluklarını yerine getirebileceklerden şüphe etmezler. Fakat ergenlikle birlikte bu durum tersine döner. Hızlı biyolojik değişimler ve toplumsal etkiler gencin kendine olan güvenini sarsabilir. Özellikle toplumda genç kızlardan beklenilen davranışlar daha kesin sınırlarla ve katı bir şekilde çizilmiştir. Genç kızın bu sınırların dışına çıkması ailesi ve çevresindeki insanlar tarafından tepkiyle karşılanır. Örneğin;15-16 yaşlarındaki bir genç kızın çocuksu hareketleri yadırganır ve eleştirilere hedef olur. Sürekli eleştirilen ve davranışları kontrol altında tutulan genç kızlar bir müddet sonra kendine güvenlerini ve özsaygılarını yitirebilmektedir. Ailenin genç kızdan yapabileceklerinin fazlasını istemesi, gencin kendisini olumsuz algılamasına neden olmaktadır. Mesela; annenin kızından kendisi kadar temiz ve titiz olmasını beklemesi veya notları düşük olduğu için sürekli eleştirmesi genç kızın kendisini “ben beceriksizin tekiyim” gibi olumsuz bir şekilde algılamasına neden olabilmektedir.

2.Günümüzün değişen güzellik standartları yeme bozukluklarının en önemli sebebi

Ergenlikle birlikte, genç kızlar daha kadınsı bir görünüm alırlar. Fakat bu görünüm çoğu zaman, özellikle medyada dikte edilen güzellik standartlarına uymaz. Mesela, genç kız bir manken kadar zayıf değildir, boyu yeterince uzun değildir, yüzü sivilcelidir. Gencin fiziksel görünüşünden memnuniyetsizliği öz değerinde yıkıcı etki yapmaktadır. Özellikle 11-12 yaşlarındaki kız çocukları bedenlerindeki değişikliklere karşı çok duyarlıdır. Bu yaşlarda beden görünümleriyle ilgili sorun yaşayan bir çocuğun,16 yaşında yeme bozukluğu yaşama riski daha fazladır.

Günümüzde ergen kızlar arasında yayılan bir hastalık: Yeme bozuklukları

Tüketime dayalı pek çok sektörün hedef kitlesini genç kızlar oluşturmaktadır. Yazılı ve görsel medyada çizilen güzellik standartlarını yakalamak için gençler yarışır hale gelmiştir. Bu standartları yakalayamayan genç kızlar ise hızla bunalıma sürüklenmekte ve yanlış beslenme alışkanlıkları edinmektedir. Pek çok genç kız güzellik uğruna aç dolaşmakta, bazen bu açlık anoreksia nevroza (genç kız bedenini yanlış algılar. Zayıf olsa dahi, kendisini aşırı şişman bulur ve yemek yemeyi reddeder) blumia nevroza (yine kilo alma kaygısından kaynaklanır. Genç kız aşırı yer, fakat daha sonra yediklerini çıkarır) gibi ergenlikte görülen psikolojik rahatsızlıklara neden olmaktadır.

3.Genç kızlar çekici görünerek öz değerlerini artırmaya çalışıyorlar

Çağımızda insanlar kendilerini; görüntüleri, sahip oldukları veya kariyerleri ile tanımlama eğilimindedir. Kendini, aslında kendisi olmayan şeylerle tanımlayan insanlar, ellerindekini kaybedince benlik yıkımı yaşamaktadır.

Birçok ergen kız, dış görünüşlerini benliklerinin en önemli parçası olduğunu düşünmektedir. Yani genç kızlar kendilerini değerleri, kişilikleri, ahlaki erdemleri, entelektüel kapasiteleri ile tanımlamak yerine, bedenleri ile tanımlıyorlar. Genç kızlara yönelik pek çok yayın bu görüşü beslemektedir. Örneğin, kadın dergilerinde, reklamlarda, televizyon programlarında “ideal kadın zayıf ve güzel olur” mesajı verilmekte, zayıf olmak sağlıklı bir yaşam gereği olarak değil, güzellik şartı olarak sunulmaktadır.

4. Öz değeri düşük olan gençler, akranlarının baskısına direnemiyorlar

Ergenlikte arkadaş ilişkileri daha fazla önem kazanır. Gençler, yaşıtları arasında kendilerini daha rahat ifade edebilir ve daha değerli hissederler. Akran ilişkileri bir gruba ait olabilmeyi, dolayısıyla değerli olma duygusunu da beraberinde getirir. Bazen gençler, kendilerini bir gruba kabul ettirmek için yanlış davranışlarda bulunabilirler. Ya da kendisi yanlış olduğunu düşünse bile, gruptan dışlanmamak için, akran baskısına göz yumabilir. Sigara, alkol gibi pek çok bağımlılığın arkadaş grubu içerisinde edinildiği unutulmamalıdır. Mesela, genç kız arkadaşlarının “ana kuzusu” diyerek alay etmelerinden endişe edebilir ve çağırdıkları her yere gidebilir.

5.Toplumda genç kızlara yeterince olumlu mesaj verilmiyor

Toplumumuzda kız çocuklarına sunulan imkânlarla, erkek çocuklarına sunulan imkânlar eşit değildir. Mesela, pek çok aile kız çocuğunu okutmayı gereksiz ya da lüks görüyor. Genç kızların akademik başarısı, erkek akranları kadar önemsenmiyor. Annelerin kızları için en büyük hayali, bir doktor ya da mühendis olması değil, bir doktor ya da bir mühendisle evlenmesi olunca, genç kızların akademik başarıları göz ardı edilebiliyor. Ayrıca, ergenlikle birlikte genç kızlar sık sık sözlü ve fiziksel tacize maruz kalıyorlar. Sokakta, televizyonlarda, maçlarda, okulda ve hatta evlerde kadın veya genç kız olmak, olumsuz bir şeymiş gibi telaffuz ediliyor. Kadın olmak çoğu zaman cinsel mahiyetiyle vurgulanıyor. Bu durum genç kızların cinsel kimliklerini kabul etmelerini zorlaştırıyor.

Genç kızların, özellikle ergenlik döneminde öz değerlerinin beslenmesi gerekir

Ergenlikte yaşanılan pek çok psikolojik rahatsızlığın temelinde öz değer eksikliği yatmaktadır. Sağlıklı bir nesil için genç kızların ebeveynleri ve eğitimciler tarafından daha fazla desteklenmesi ve öz değerlerinin olumlu yönde geliştirilmesi gerekmektedir. Bunun için;

  • Ergenliğe kadar bir çocuk kim olduğu veya bu dünyadaki rolü ile ilgilenmez. Hayat dolu, neşeli ve ilgilidir. Fakat ergenlikle birlikte, çocuk kimliğini aramaya başlar, sürekli kendisi ve bedeniyle ilgilenir. Bu dönemde genç kız aşırı sinirli, alıngan, hırçın ve eleştirel olabilir. Annenin bunun normal bir süreç olduğunu bilmesi ve kızına sabırla yaklaşması gerekir.

  • İhtiyaç duyduğunda orada hazır olduğunuzu kızınıza hissettirin. Problemlerini dinleyin ve sıkıntılarını, küçük bile olsa, önemseyin. Mesela; kızınız için o gün ne giyineceği, önemli bir stres kaynağı olabilir. Bu konuda eleştirel yaklaşmak yerine ona yardımcı olmaya çalışın.

  • Kızınızı ergenlikte görülebilecek biyolojik değişiklikler hakkında bilgilendirin. Bu değişikliklerin normal olduğunu ona zaman zaman hatırlatın.

  • Kızınıza, onu, O yapan şeyin dış görüntüsü olmadığını, asıl önemli olanın taşıdığı değerlerin, kişiliğinin, erdemlerinin olduğunu anlatın.

  • Akranların baskısına karşı, ona dirençli olmayı öğretin. Mesela, kızınıza inançlarından taviz vermemesi gerektiğini anlatın. Eğer yanlış olduğunu düşünüyorsa, gruptan dışlanma ya da alay mevzu olma pahasına bile olsa “hayır” demesi gerektiğini öğretin.

  • Sık sık iltifat edin.

  • Sağlıklı beslenmesini sağlayın.

  • Ona çeşitli faaliyet alanları açın. Spor yapmasını, sosyal aktivitelere katılmasını destekleyin.

  • Ergenlikte yaşadığınız deneyimleri onunla paylaşın.

  • Kızınızın akademik başarısını takip edin. Birlikte mesleki bir amaç belirleyin ve bu yönde ona destek olun.

  • Okuldaki devam durumunu ve ders durumunu sık sık öğretmenleri ile görüşün.

  • Arkadaşları, öğretmenleri veya kardeşleri ile yaşadığı problemleri dinleyin. Onu suçlamak yerine gerçekte yaşadığı problemin ne olduğunu göstermeye çalışın.

  • Ergen kızlarda görülen depresyonun en önemli nedeni bedenine karşı duyduğu olumsuz hislerdir. Bu konuda hassas davranın. Görünümüyle alay etmeyin, başkalarının alay etmesine müsaade etmeyin.

  • Kızınız toplumdan, okuldan, dergilerden, dizilerden değeri ve dünyadaki yeri ile ilgili sürekli olumsuz mesaj almaktadır. Bu mesajların farkında olun. Bunların anlamını onunla tartışın. Ona örnek olabilecek kadınların hayatlarını anlatan kitaplar alın.

  • Çocuğun yaşına uygun, politika, çevre, ekonomi, bilim konuları ile ilgilenmesini teşvik edin. Bu konularda sınıf içinde tartışmalara katılmasını ve düşüncelerini savunmasını takdir edin.

  • Her ne kadar çağımız teknoloji çağı olsa da, genç kızlar teknolojik gelişmelerden, erkek akranları kadar haberdar değiller. Kızınızın bilgisayar kullanmasını öğrenmesini sağlayın.

  • Ona her hangi bir tacize uğradığında, gelip size anlatabilecek kadar güven verin.

ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI

  • HİPNOZ ile;

  • Sınav Kaygısını yenmek
    Ders başarısını artırmak
    Motivasyonu artırmak
    Düzenli ve verimli ders çalışma alışkanlığı kazanmak
    Hafızayı güçlendirmek mümkün…

  • Sizde sınav kaygısının bir kurbanı olabilirsiniz, belkide ders çalışmak için kendinizde yeterli motivasyonu bulamıyorsunuz, nasıl çalışacağınızı mı bilemiyorsunuz? Gelecekte ne yapmak istediğinizi netleştirmekte zorluk mu çekiyorsunuz? Belli dersleri anlamakta güçlük mü yaşıyorsunuz? Tüm bu problemlerin üstesinden gelmek için Öğrenci Danışmanlığı programımızdan faydalanabilirsiniz.

Daha fazlası için...