İlkokula Başlamak Çocuğun Hayata İlk Adımıdır

Psikolog Çiğdem KARAKUŞ Karakuş

İlkokula başlandığı günün her insan için özel bir hatırası vardır. Anaokulu tecrübesi olmayan pek çok çocuk ve ailesi ilkokul gününün heyecanı tatmaya hazırlanıyor. Çocuğun ilkokula başlaması, gerçek hayata ilk adımını atması anlamına gelir. Çocuk, ev ortamının sıcak ve korunaklı atmosferinden çıkıp, daha önce hiç tanımadığı pek çok akranının olduğu, uyması beklenen kurallar ve öğrenmesi gereken bilgilerle donatılmış yepyeni bir sosyal çevreye girer. İlkokula başlangıç bu açıdan pek çok güçlüğü de beraberinde getirir.

Okulun iki temel amacı vardır

Okulun temelde iki amacı vardır. İlki, çocuğu sosyalleştirmek yani sınıf içi ve sınıf dışı faaliyetlere uyumlu hale getirmek, ikincisi ise bilgilendirmektir. Bu iki amacın gerçekleşmesi için çocuğun zihinsel, bedensel, duygusal ve sosyal açıdan okul olgunluğuna erişmiş olması gerekir. Bu noktada anne-babaya düşen görev okul öncesi dönemden başlayarak çocuğu okula hazır hale getirmek ve okula başladıktan sonra da, okula uyum sürecinde çocuğu desteklemektir.

Çocuğu erken (72 aydan önce) okula göndermek doğru mudur?

Genellikle 72 aylık ( 7 yaşında) bir çocuk okula başlama yeterliliğine sahiptir. Fakat bazı çocuklar çevrenin de desteği ile daha erken aylarda okuma, ender de olsa yazma becerilerini edinirler. Daha erken bir zihinsel gelişme, ebeveyni çocuğu okula gönderme zamanı hususunda kararsız kılabilir. Böyle bir durumda, okula başlamak için sadece zihinsel olgunluğun yeterli olmadığını göz önünde tutmak gerekir. Çünkü çocuk okulda sadece bir takım bilgiler öğrenmez, bunun yanında okula uyum sağlamak, kendini yaşıtlarına kabul ettirmek, görevlerini yerine getirmek mecburiyetindedir. Yani sosyal, duygusal ve bedensel açıdan da okula hazır duruma gelmelidir. Erken yaşta okula başlayan bir çocuk uyum problemi yaşayabilir. Çocuklar kendileri ile aynı sosyal ve duygusal olgunluktaki akranları ile arkadaşlık etme meylindedirler. Eğer erken okula başlamış bir çocuk bu olgunluğu tutturamazsa arkadaşsız kalır. Ya da çocuk yeterli bedensel olgunluğa sahip olmadığı için bazı faaliyetlerden, spor gibi, geri kalabilir. Yine bu sınıf tarafından dışlanmasına neden olur.

Çocuğun okuldaki ilk günü çok önemlidir

Okuldaki ilk gün hem çocuk hem de ailesi için bir hayli heyecanlı bir deneyimdir. Çocuğunuz ilk gün ağlayabilir. Bu çok sık rastlanan bir durumdur. Bunu normal kabul ederek şu hususlara dikkat etmek gerekir.

  • İlk gün anne-baba da en az çocuk kadar heyecanlı ve kaygılı olabilir. Bu durumda çocuğa hislerinizi belli etmemeye dikkat edin. Çocuk sizin ne hissettiğini anlamak isteyecek ve sık sık sizi kontrol edecektir. Ebeveynin kaygısını hisseden çocuk, endişelenmek için haklı olduğu sonucuna varabilir bu da çocuğun sıkıntısını artırır.

  • Okula başlamadan önce çocuğunuzla, okul hakkında olumlu konuşmalar yapın. Yeni arkadaşlar edineceğinden, öğretmeninin onu çok seveceğinden ve çok eğleneceğinden bahsedin.

  • Çocuğun giysi ve eşyalarını bir gün önceden hazırlayın. Böylece okula hazırlık telaşını yaşamazsınız.

  • Çocuğa okulu gezdirin. Tuvalet, kantin gibi yerleri gösterin.

  • Çocuk ağlasa dahi ondan ayrılacağınızı kesin bir şekilde belirtin ve geri dönmeyin. Sınıfta bekleyerek oyalanmayın. Vedalaşmayı kısa tutun. Bir müddet sonra çocuğunuz kendini iyi hissetmeye başlayacaktır.

  • Bazı anne-babaların okul saati boyunca bahçede veya okul dışında bekledikleri görülmektedir. Böyle bir durumda çocuk, anne-babasını her gördüğünde, endişelenmesi gereken bir şey olduğunu zannedebilir. Çocuğunuzu gönül rahatlığıyla okulda bırakıp gidebilirsiniz. Bir müddet sonra çocuğunuz kaygısıyla başa çıkmayı öğrenecektir.

  • Çocuğunuza siz yanında olmasanız bile, güvende olacağını söyleyin.

  • Okul bitince onu okuldan alacağınızı özellikle belirtin.

  • Çocuğu vaktinde okuldan almaya dikkat edin.

  • Eve geldiğinde çocukla okulda yaşadıkları hakkında konuşun. Pek çok çocuk, okulda yaşadıklarını anlatmaktan hoşlanır. Çocuğunuzu dinlemeniz ve anlattıklarına ilgi göstermeniz onun okula karşı ilgisini pekiştirir ve öğrenme isteğini artırır.

  • Bazen çocuk yorgun olduğu için yaşadıklarından bahsetmek istemeyebilir. Bu konuda çocuğu zorlamayın. Dinlendikten sonra kendi isteği ile anlatmasını bekleyin.

Çocuk okula gitmek istemezse

İster okula yeni başlasın, ister ara sınıfta olsun bazı çocuklar okula gitmek istemezler. Çocuğun okul korkusu bir takım fiziksel yakınmalara neden olur. En yaygın görülen yakınmalar; baş ve karın ağrısı, iştahsızlık, huzursuzluk, rahat uyuyamama, mide bulantısıdır. Çocuğunuz normal zamanlarda gayet sağlıklı görünüyor fakat okula gitme saati yaklaştıkça bu tip yakınmalarda bulunuyorsa ‘okul sendromu‘ adı verdiğimiz, okula karşı bir kaçınma tepkisi geliştirmiş olabilir. Ebeveyn ilk etapta çocuğun bu isteksizliğinin altında yatan nedeni bulmaya çalışmalıdır.

Okul sendromunun sebepleri
  1. Ayrılık korkusu; Çocuk bütün gününü birlikte geçirmeye alıştığı annesinden ve evinden ayrılmaktan endişe duyuyor olabilir. Özellikle son zamanlarda ailede boşanma, ölüm, taşınma, ekonomik problemler gibi önemli değişiklikler yaşandıysa, bu tip krizler ayrılık korkusunu tetikler. Bazı çocuklar onlar okuldayken, evde kötü bir şey olacağından korkarlar.

  2. Arkadaş edinememe; Okul hayatının en güzel deneyimlerinden biri arkadaşlıktır. Arkadaş edinmekte zorluk çeken bir çocuk bir müddet sonra kendini yalnız ve dışlanmış hisseder. Çocuk utangaç olduğu için ya da sosyal becerilerinin eksikliğinden dolayı arkadaş edinemeyebildiği gibi, alışılmadık bir isminin olması, giyim tarzı, saç kesimi, konuşma farklılığı, yaşına göre daha küçük görünmesi gibi sebeplerden dolayı da akranlarınca alay mevzuu olabilir.

  3. Okulda yaşanan olumsuz bir hadise; Çocuk bir akranı ya da kendisinden daha büyük bir öğrenci tarafından tehdit edilmiş, korkutulmuş yahut alay edilmiş olabilir. Özellikle yalnız çocuklar bu tür hadiselere daha çok maruz kalırlar. Öğretmeniyle arasında bir sıkıntı yaşanmış olabilir. Çocuğun okulda veya okul yolunda başına gelen bir kaza dahi çocuğu okuldan soğutmaya yeterli olabilmektedir.

  4. Özgüven eksikliği; Bazı çocuklar ailelerinin desteği olmaksızın, yeni durumlarla ya da stresli ortamlarla başa çıkamazlar. Özelikle aşırı korumacı ailelerde yetişmiş çocuklara, özgüven eksikliğinden dolayı, okul gibi yeni ve meydan okuyucu bir ortama girmek ürkütücü gelebilir.

Aile ne yapmalı?
  • Okul sendromunun en iyi tedavisi, çocuğun her gün okula devam etmesidir. Çocuğunuzun düzenli bir şekilde devamını sağlayın. Bir müddet sonra, fiziksel şikâyetlerinin azaldığını göreceksiniz

  • Sabah kalktığında çocuğa nasıl hissettiğini sormayın çünkü bu çocuğa şikâyet etmek için cesaret verir. Eğer çocuğunuz evde gezinebiliyorsa, okula da gidebilir demektir

  • Okula geç kalsa dahi, çocuğu sınıfına götürün. Bu konuda taviz vermeyin.

  • Çocuğunuza niçin okula gittiğini anlatın ve onun anladığına emin olun.
    Bazı çocuklar okula anne-babalarının onu sevmediği için yolladığını düşünebilir. Özellikle, yeni bir kardeşin doğumuyla, çocuğun okula başlaması aynı zamana denk geldiyse, çocuk istenmediği duygusuna kapılabilir.

  • Çocuğunuzun duyguları ile alay etmeyin.

  • Çocuk, o evde yokken annesinin başına kötü bir şey geleceğinden endişe ediyor olabilir. Ona bütün gün ne yapacağınızı anlatın ve çocuğunuzu okul dönüşü zamanında karşılayın.

  • Çocuğun öğretmeninden yardım isteyin. Mümkün olduğunca sınıf ya da okul değiştirmeyi düşünmeyin. Eğer çocuk öğretmene karşı aşırı tepkiliyse ya da öğretmen çocuğa yardımcı olmak hususunda isteksiz davranıyorsa sınıf değiştirmeyi düşünebilirsiniz.

  • Çocuğunuzla, okul korkusu hakkında konuşun. Tam olarak onu neyin üzdüğünü anlatması için çocuğunuzu cesaretlendirin. Okulda yahut okul yolunda kötü bir şey olup olmadığını sorun. Eğer çocuk, okulda ağrılarının daha çok artığını söylerse alternatif bir çözüm sunun. Mesela, öğretmeniyle de konuşarak, bir müddet başka bir yerde uzanabileceğini ama kendini iyi hisseder hissetmez sınıfa geri dönmesi gerektiğini söyleyebilirsiniz. Yalnız bu konuşmayı okula gideceği vakitte yapmayın.

  • Çocuğunuza akranları ile oynaması için imkânlar sağlayın. Özellikle bünyesi hassas olan çocuklar, evde daha fazla vakit geçirirler. Bunu tersine çevirin. Çocuğunuzu sık sık sokağa ya da arkadaşlarının evine oynamaya gönderin.

  • Çocuğunuzun kendine olan güvenini artırmaya çalışın. Bunun için yaşına uygun sorumluluklar verin. Olumlu davranışlarını, küçük de olsa başarılarını övün. Çocuğunuzu eleştirmekten kaçının.

  • Çocuğunuzun sosyal becerilerini geliştirin. Örneğin, oyuncaklarını paylaşma, oyun kurallarına uyma, kaybetmeyi kabullenme gibi.

  • Bazı çocuklar anne-babalarının yüksek beklentilerini gerçekleştiremediklerinden dolayı okula gitmek istemezler. Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin ve yeteneklerine uygun hedefler koyun. Kısa sürede okumaya geçme, çok güzel yazı yazma, aritmetik işlemlerini hemen çözme gibi yeteneklerini aşabilecek beklentilere girmek, çocuğunuzun cesaret ve motivasyonunu azaltacaktır.

Okuma-yazma ve saymayı öğrenirken çocuğa nasıl yardımcı olunabilir?

İlköğretimin temel amacı çocuğun okuma-yazma ve aritmetik becerilerini kazanmasını sağlamaktır. Bu becerilerin kazanılması için ilk önce çocuğun duyuları, kasları ve zihni yeterince olgunluk kazanmış olmalıdır. Aile bu üç becerinin kazanılmasında şunlara dikkat etmelidir.

  • Okumayı öğrenirken, çocuğun yazılanları parmakla takip etmeden, gözüyle, alçak sesle veya içinden okumasını sağlayın. Kelimeyi okumadan önce harf harf veya hece hece tekrar etmesine engel olun.

  • Çocuğunuzu kitap okumaya özendirin. Ailecek evde kitap okuma seansları düzenleyebilirsiniz. Anne-babasının kitap okuduğunu gören bir çocuk, bu hususta daha hevesli olacaktır.

  • Çocuğunuzu kitapçıya götürün. İlgisini çekebilecek, bol resimli kitaplar almasına sağlayın.

  • Kitap okumayı eğlenceli bir faaliyet haline getirin. Yine de çocuk okumak istemezse baskı yapmayın.

  • Yazma becerisinin kazanılması için, öncelikle çocuğa kalemi nasıl tutacağını öğretin. Kalemi başparmağı ile işaret parmağı arasına yerleştirin. Orta parmağını, kalemin ucundan yaklaşık 1-2 cm. yukarıda kalemi destekleyecek şekilde konumlandırın. Kalemi doğru tutmayı öğrenene kadar sık fakat kısa süreli alıştırmalar yaptırın.

  • İlk zamanlar yazma faaliyeti çocuk için bir hayli zor olacaktır. Düz, yatık, yuvarlak çizgiler çizmesi için el ve parmakları yeterince gelişmiş değildir. Çocuğunuzun ismini yazdıktan sonra, üzerine ince bir kâğıt koyup kopya etmesini isteyebilirsiniz.

  • Çocuk düzgün bir şekilde yazı yazamıyorsa, 2-3 dakika süren kısa yazma alıştırmaları yaptırın.

  • Sayı kavramının gelişmesi için okul öncesi dönemden itibaren çocuğunuza, sayılarla nesneler arasında ilişki kurmasını sağlayacak etkinlikler yaptırın. Mesela, merdivenleri çıkarken basamakları saymak, çevredeki rakamlara dikkatini çekmek, sayı yazma alıştırmaları yapmak, zarlı oyunlar oynamak gibi.

  • Çocuk okumayı, yazmayı ve sayı saymayı kendi gelişim hızına göre öğrenir. Sabırlı olun ve asla çocuğu azarlamayın.

Ders çalışma alışkanlığının kazanılması
  • Çocuğa ders çalışabileceği sessiz ve rahat bir ortam hazırlayın. Ödevlerini yaparken başında beklemeyin. Bunun yerine ara sıra yanına gelerek, çabasını övebilirsiniz.

  • Ders çalıştıktan sonra çocuğun hoşlandığı bir faaliyeti yapmasına izin verin; sokakta arkadaşları ile oynamak gibi.

  • Ders çalışma süresini kısa tutun. Mesela yarım saat ders çalıştıktan sonra 10 dakika ara verdirin. Çocuğun dikkati kısa bir müddet içinde dağılacağı için masadan kalmadan saatlerce çalışmanın hiçbir faydası yoktur.

  • Bazı çocuklar resim, müzik, spor gibi alanlarda daha başarılıdır. Bu alanlardaki yeteneklerini geliştirme imkanı verin. Bu çocuğunuzun özgüvenini artırır.

  • Çocuğunuzu başarılı arkadaşları veya kardeşleri ile asla kıyaslamayın.

  • Onun yerine ödevlerini yapmayın. Eğer ödevini yapmadıysa, öğretmene bunun nedenini, çocuğun kendisi açıklamalıdır. Onun yerine bu sorumluluğu almayın.

ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI

  • HİPNOZ ile;

  • Sınav Kaygısını yenmek
    Ders başarısını artırmak
    Motivasyonu artırmak
    Düzenli ve verimli ders çalışma alışkanlığı kazanmak
    Hafızayı güçlendirmek mümkün…

  • Sizde sınav kaygısının bir kurbanı olabilirsiniz, belkide ders çalışmak için kendinizde yeterli motivasyonu bulamıyorsunuz, nasıl çalışacağınızı mı bilemiyorsunuz? Gelecekte ne yapmak istediğinizi netleştirmekte zorluk mu çekiyorsunuz? Belli dersleri anlamakta güçlük mü yaşıyorsunuz? Tüm bu problemlerin üstesinden gelmek için Öğrenci Danışmanlığı programımızdan faydalanabilirsiniz.

Daha fazlası için...