İngilizce Dersini Bir Kâbus Olmaktan Çıkarın

Psikolog Çiğdem KARAKUŞ Karakuş

Yabancı dil öğrenmek, Kurtuluş Savaşı’nın nasıl başladığını öğrenmek gibi bir şey değildir. Ya da bir takım dilbilgisi kurallarını ezberleyip, yüzlerce kelimeyi akılda tutmak da değildir. Yabancı dil öğrenmek, o dili kullanabilmek için gerekli olan, dilbilgisi, okuma, yazma ve konuşma becerileri edinebilmektir. Yani dil öğrenmek, bisiklet sürmek ya da yüzmek gibi, beceri isteyen bir süreçtir.

Okullarımızda, yabancı dil olarak, İngilizce eğitimi ilköğretim 4.sınıfta başlar. 4. 5. ve 6.sınıf öğrencileri İngilizce dersine karşı oldukça hevesli görünmelerine rağmen,7.sınıfa gelinince, yabancı dil öğrenmeye karşı hevesin söndüğü dolayısıyla başarının oldukça düştüğü, pek çok öğretmen tarafından ifade edilmektedir. Bunda yabancı dilin, başlangıçta kolayca ve zevkle öğrenilirken, zamanla zorlaşması ve daha sistemli çalışmayı gerektirmesi etkili olabilmektedir.

Okullarda yabancı dil (İngilizce) hangi seviyede öğretiliyor?

Milli Eğitimin hedeflediği ve bu hedef doğrultusunda hazırladığı müfredatta göre, liseyi bitiren bir öğrencinin ileri düzeyde yabancı dili okuyor, anlıyor, yazıyor ve konuşuyor olması gerekir. Fakat pratikte ne yazık ki bu hedefi tutturmak pek mümkün olmamaktadır. Yine de ilköğretim boyunca düzenli yabancı dil dersi gören ve sistematik çalışan bir öğrenci 1.seviyede(başlangıç seviyesi) dili öğrenebilir. Yani; kendisini ve etrafındakileri tanıtabilir, alışveriş yapabilir, kibarlık cümleleri kurabilir, isim, zaman gibi çok aşina olduğu konularda soru sorabilir ya da cevap verebilir, basit hikâyeleri okuyabilir, geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanlarda basit cümleler kurabilir. Yine de telaffuz konusunda biraz problemleri olur.

İngilizce dersinde yaşanılan güçlükler nelerdir?

  1. Dil nankördür. Yani ara verildiğinde, çabucak unutulur.6.sınıfta hedeflenen düzeye erişmiş çocuklar bile, yaz tatilinden döndüklerinde dili unutmuş oluyorlar. Çünkü 3 ay dili unutmak için yeterli bir süredir.

  2. Öğrenciler edindikleri becerileri pratik etmiyorlar ya da bazen edemiyorlar. Mesela, pek çok öğrenci dili gerçek hayatta kullanamıyor. İngilizce kitaplara, gazetelere, görsel yayınlara uzak duruyorlar. İngilizce eğitimi aldığı halde, bir yabancı ile tek kelime konuşma imkânı bulamamış çocuklar var.

  3. Okullarda ağırlıklı olarak dilbilgisi öğrenimi üzerinde durulması, öğrencileri dili kurallar yığını olarak görmesini sağlıyor. Bir müddet sonra İngilizce sıkıcı bir ders haline geliyor.

  4. Bazı öğrenciler dil öğrenmeye çok hevesliyken, pek çok öğrenci ilgisiz kalabiliyor. Öğrenciler sık sık “neden yabancı dil öğreniyoruz” sorusunu soruyorlar.

  5. Öğrenciler İngilizce dersine nasıl çalışacaklarını bilmiyorlar.

  6. Dil öğrenmeye karşı yanlış tavır takınıyoruz. Yabancı dil öğrenmeye yeni başlayan kişiler ya çok iyimser oluyorlar ya da çok kötümser. İyimser olan kişiler, dili hemen ve kolayca öğrenebileceklerini zannediyorlar. Başlangıçta kolay ve zevkli geçen dersler bir müddet sonra zorlaşınca, bu kişilerin hevesi kırılıyor ve çalışmaktan tamamıyla vazgeçiyorlar. Karamsar olan grup ise en baştan “ben bunu öğrenemem” diyor.

Bu güçlükleri aşmak mümkün mü?

Dil öğrenmek de, İngilizce dersinde başarılı olmakta kişinin bireysel çabasıyla yakından ilgilidir. Yabancı dil öğrenen birçok kişi, dışarıda, kendi çabalarıyla öğrendiklerinin sınıfta öğrendiklerinden çok daha fazla olduğunu belirtiyorlar.

  • Çocuğunuzla yabancı dil öğrenmenin faydalarını tartışın.

  • Çevrenizde yabancı dil bilen kişiler varsa, çocuğunuzu onlarla konuşturun.

  • Yabancı dili günlük hayatınıza taşımaya çalışın. Mesela, yabancı TV’leri izlemeniz ya da radyoları dinlemeniz, dili anlamasanız bile, ses ve telaffuzlara aşina olmanızı sağlayacaktır.

  • Çocuğunuzun dil seviyesine uygun basitleştirilmiş hikâye kitapları (graded readers) alın ve okumasını sağlayın. Bu hikâye kitaplarını piyasada bol miktarda bulmanız mümkündür. Bu kitapları seçerken, çocuğunuzun dil seviyesine uygun olanları seçmelisiniz. Aynı seviyede yeterince fazla kitap okuduktan sonra bu seviye basit geliyorsa bir üst seviyeden kitaplar almaya başlayabilirsiniz. Çocuğunuzun dil seviyesini, öğretmeninden öğrenmeniz mümkündür.

  • Basitleştirilmiş hikâye kitaplarını seçerken, kasetli olanlarını tercih edebilirsiniz. Kasetli hikâye kitapları, öğrencinin hem okuduğunu hem de dinlediğini anlamasını sağlayacak ayrıca telaffuzunu da düzeltecektir. Hikâye kitabını okuduktan sonra kaseti dinleyebilirsiniz.

  • Çevrenizde imkânınız varsa, çocuğunuzu o dili konuşan bir yabancıyla temasa geçirin.

  • Yabancı dildeki metinleri yüksek sesle okumak, sessiz okumaktan daha faydalıdır. Çocuğunuzdan, size, kitabındaki bir metni okumasını isteyebilirsiniz.

  • Yabancı dildeki şarkı kasetleri alın. Mesela, çocuklar için, İngilizce çocuk şarkıları gibi. Çocuğunuzu şarkının sözlerini öğrenmesi için yüreklendirin.

  • Çocuğunuza bir “kelime torbası” hediye edin. Yeni öğrendiği kelimeleri küçük kare kâğıtlara yazıp, kâğıdın arkasına da kelimenin anlamını verecek bir resim çizebilir ya da kelimeyi bir cümle de kullanabilir. Mümkün mertebe, kelimenin direk Türkçe ’sini yazmaktan kaçınılmalıdır. Sık sık bu torbadan kelime çekip, anlamını sorun. Bazen söylediği kelimeyi yazmasını isteyin.

  • Tatillerde kitap okuyarak, turistlerle konuşarak İngilizce bilgileri taze tutulmaya çalışılmalıdır.

İngilizce ‘yi başarmak için nasıl çalışmalıyız?

  1. Her gün en az 1-2 saat düzenli ders çalışın.

  2. Okuldan dönünce, o gün öğrendiğiniz tüm yeni kelimeleri ayrı bir kelime defterine not edin. Bu kelimelerin anlamlarını o gün içerisinde öğrenin. Kelimeleri muhakkak bir cümle içinde kullanın. Öğrendiğiniz kelimeler otomatikleşinceye kadar tekrar etmeye devam edin.

  3. Yeni öğrendiğiniz kelimeleri renkli kalemlerle kâğıtlara yazıp, eşyaların üzerine ve odanızın duvarlarına asın.

  4. Yine gün içerisinde öğrendiğiniz dil bilgisi konularını tekrar edin. Bu yapılarda kendiniz cümleler yazmaya çalışın.

  5. Bir metin okurken, ifadelerin dil bilgisel yapılarına dikkat edin. Mesela, bu cümle hangi zamanla(tense) kurulmuş gibi.

  6. Bir arkadaşınızdan size, anlayabileceğiniz bir metni okumasını isteyin. Duyduğunuz şeyleri yazın. Daha sonra yazdıklarınızın doğruluğunu kontrol edin. Bunu teypten dinlediğiniz bir metinle de yapabilirsiniz.

  7. Bol bol seviyenize uygun hikâyeler okuyun. Mümkün olduğunca az sözlük kullanın. Çünkü bir şey okurken sürekli sözlüğe bakmak sıkıcı olabilir. Bunun yerine hikâyede geçen bilmediğiniz kelimelerin anlamlarını cümlenin içerisinde tahmin etmeye çalışın.

  8. Kendinize mektup arkadaşı edinin. Ya da yabancı biriyle elektronik posta aracılığıyla yazışabilirsiniz.

  9. Bir metni okumadan önce, verilmişse bilinmeyen kelimelerini öğrenin. Başlığına, varsa resimlere ve giriş cümlesine bakarak, metnin konusunu tahmin etmeye çalışın. Daha sonra metni en az 2-3 kez okuyun. Parçayı kelime kelime tercüme etmeye çalışmayın. Bütünden anlamı çıkarmaya çalışın.

  10. Bir metin okurken bilmediğiniz kelimelerin anlamlarını, altlarına yazmayın. Kelimeleri ayrı bir yere yazın.

  11. Derste sık sık söz alın. İngilizce konuşmaya çalışın. Yanlış yapmaktan ve gülünç olmaktan korkmayın.

  12. Öğretmenin verdiği komutları ve sorduğu soruları tekrar edin. Eğer size sorulan bir soruyu anlamadıysanız, soruyu yüksek sesle tekrar etmeye çalışın. Bunu yaparken, öğretmen size yardımcı olacaktır ve bu süre zarfında soruyu anlamanız kolaylaşacaktır.

ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI

  • HİPNOZ ile;

  • Sınav Kaygısını yenmek
    Ders başarısını artırmak
    Motivasyonu artırmak
    Düzenli ve verimli ders çalışma alışkanlığı kazanmak
    Hafızayı güçlendirmek mümkün…

  • Sizde sınav kaygısının bir kurbanı olabilirsiniz, belkide ders çalışmak için kendinizde yeterli motivasyonu bulamıyorsunuz, nasıl çalışacağınızı mı bilemiyorsunuz? Gelecekte ne yapmak istediğinizi netleştirmekte zorluk mu çekiyorsunuz? Belli dersleri anlamakta güçlük mü yaşıyorsunuz? Tüm bu problemlerin üstesinden gelmek için Öğrenci Danışmanlığı programımızdan faydalanabilirsiniz.

Daha fazlası için...