Kategoriler
Yazılarım

Psikoterapi: Kendini Soru Haline Getirme

Psikoterapi: Kendini Soru Haline Getirme

Kedim yeni doğum yaptı. İlk günler, yemek yemek ya da tuvalet ihtiyacı gidermek için yavrularından ayrılma konusunda tereddüt yaşıyordu. Yavrularından uzaklaşıyor ama yarı yolda tekrar dönüp onları kontrol ediyordu. Anne yüreği işte nasılda korumacı… Geçen sosyal medyada önüme bir video düştü, köpek, kucağında çocuğu olan bir kadına saldırıyor, kadın çocuğu yere bırakıp kaçıyor, çevredekiler köpeği durdurup çocuğu kurtarıyor. (Bu arada çocuğu bırakan kadın, annesi değilmiş, ablası imiş) Videonun altı  “doğurmuş ama anne olamamış” yorumları dolu.  Kedim yavrularını terk edip gidebilirdi, bunu yaptığı için kimse “doğurmuş ama anne olamamış” demezdi herhalde.  İnsanı diğer canlılardan hatta evrendeki diğer her şeyden ayrı kılan şey nedir? İnsan bilinç sahibidir diyoruz, seçimler yapar, özgür iradesi vardır. Özgür irade bizi ahlaka ve hukuka tabi kılar aynı zamanda

Kedimin davranışıyla ilgili yaptığım “anne yüreği” yorumum gerçekte bir “anne yüreği “ mi acaba? Hayvanlar genlerine kodlanmış içgüdüleri ile hareket ederler. Yani ortada bir “anne yüreği “ yok sadece bir “yazılım” var. Hayvan yazılımına uygun hareket ediyor ve başka bir şekilde hareket etme konusunda da seçim yapma iradesine sahip değil.  Doğada yavrusunu terk eden, öldüren hayvanlarda gene belli bir yazılıma uygun şekilde hareket ediyorlar.  Ama insan özgür bir varlık ve bazı anneler çocuklarını terk etme seçimini yapabiliyor. Bu noktada şöyle bir itiraz yükselebilir. İnsan anneyi daha karmaşık bir hayvan olarak düşünebiliriz. Tamam, sırf içgüdülerden ibaret değil belki ama genetik, toplumsal, kültürel, psikolojik, nörolojik yapı ile kuşatılmış. Kimine göre bilinç ya da irade dediğimiz şey beynin ve sinir sisteminin gelişmiş fonksiyonlarından ibaret. Nöropsikolojide yapılan birçok araştırmada seçimlerimizi sinir sistemimizin belirlediği yönünde. Kişilik/kendilik bozukluklarının nöropsikolojisinden konuşuyoruz artık. Öyleyse tüm bunları insanı belirli seçimlere götüren bir yazılım olarak düşünebiliriz. Yani benim çocuğumu terk etme seçimim aslında özgür irademe değil, bahsettiğim yazılıma dayanıyor. Misal vücudumda yeterince oksitosin yoksa bebeğime yeterince bağlanamayabilirim ya da istismar dolu bir çocukluk geçirdiysem bir de üzerine bebeğimi uygun olmayan toplumsal şartlarda dünyaya getirdiysem gene terk edebilirim.  O zaman şu soruyu sormak isterim; eğer seçimlerim sadece bir yazılıma dayanıyorsa nasıl oluyor da ben seçimlerimin kaynağını sorgulayabiliyorum?  Yani seçtiğim şeyi, tekrardan gözden geçirmem, üzerine düşünmem seçimlerimin salt önceden belirlenmiş bir kayda bağlı olmadığını göstermez mi? Buna felsefeciler katlanmış bilinç diyorlar. Yani seçimimin üzerine bir katman çıkıp, onu bir soru konusu haline getirebiliyorum.

Bizi özgür kılan nedir? İsteklerimize göre mi yaşamak mı? Neticede isteklerimiz, duygularımız arzularımız ile kayıtlı olabiliyor ayrıca modern hayatta neyi istememiz gerektiğinin bombardımanı altında yaşıyoruz. Alışkanlıklarımız, rastgele yaptığımız seçimler, şartlara uyum sağlamak için yaptıklarımız, önceden belirlenmiş seçimler tüm bunlar tam olarak özgürlüğün zeminini dolduramıyor.  

Gerçekten özgür olduğumuzu varsayabilmek için insanın “gerçek kendilik bilincinin” olması gerektiğini düşünüyorum.  Gerçek kendilik, insanın kendisini kayıt altına alan iç ve dış gerçekliğin farkında olmasıdır. Yani kendini tanımasıdır. İçe yönelmesi, bilinçli farkındalık geliştirmesidir.  Bu acı verici bir süreçtir. Çünkü gerçek kendiliğin zıttı olan “sahte kendilik”  acıdan ve kaygıdan kaçmak için kendi duygu ve düşüncelerinin sorumluluğundan da kaçmak demektir. Sahte kendilik de beraberinde acı ve kaygı getirir fakat bu acı ve kaygının temeli özgürlüğe değil, kişinin kendisinden kaçmak için kullandığı savunmalara dayanır. En basitinden kişi kendi seçimlerini sorgulamak ve kendi acısına bakmak yerine, acısından “ötekini” sorumlu tutar. Ötekinin sorumlu olduğu bir şeyi değiştiremezsiniz.  Değiştiremediğiniz zaman da buna “kader” dersiniz ve hayatınızda, ilişkilerinizde sürekli tekrar eden “kader motiflerinin” aslında sahte kendiliğin kayıtlarının tekrarı olduğunu anlayamazsınız. Kişi, sahte kendiliğini kayıt altına alan yazılımına uygun tercihlerin döngüsüne girer.  Yani gerçekte özgür değildir.

Psikoterapi insanı özgür kılar. Çünkü psikoterapi seçimlerimizi, deneyimlerimizin üzerine çıkmamıza ve bunları soru haline getirmemize imkan kılar. İnsan,  kendi üzerine düşünebilen ve bunu dile dökebilen tek canlıdır. İçine yönelerek kendisinin hikayesini anlatabilir. Anlatmak aynı zamanda şifa vericidir. Anlatmak kapalı bir sitemi dışarıya açar, bu konuda profesyonelleşmiş kişiler yeni girdilerle bu hikayenin işlevsiz kalan, kişiyi hapseden öğelerden kurtulmasına yardımcı olur.  Psikoterapi bu yüzden iki kişiliktir yani kendinize terapi yapmanız çok zordur.  Yazılımımız ne yazık ki kendine karşı kördür, çoğu zaman da kapalı bir sistemdir. En basitinden, yazılımımız başkalarındaki tuhaflıkları hemen fark ederken, kendimizdeki tuhaflıkları kolay kolay fark etmez. Bu yüzden ötekini, bazen kendimizden daha iyi tanırız. Zihnimiz hem hapishanemiz hem de özgürlük anahtarımızdır. Bu hapishaneden çıkış anahtarı ise kendi üzerimize düşünmek, kendi içimize düşmek ve bunu dile getirmektir. Psikoterapi “kendini soru haline getirmektir” bu sorunun cevabının aradığı iki kişilik bir yolculuktur.
Kategoriler
Yazılarım

Terapi hakkında mitler

Travma

EFSANE: Bir terapiste ihtiyacım yok. Kendi sorunlarımı çözecek kadar akıllıyım.

GERÇEK: Hepimizin kör noktaları vardır. Zekanın bununla hiçbir ilgisi yoktur. İyi bir terapist size ne yapacağınızı veya hayatınızı nasıl yaşayacağınızı söylemez. Size ayna tutacak ve daha iyi seçimler yapabilmeniz için kendiniz hakkında fikir edinmenize yardımcı olacaktır.

EFSANE: Terapi çılgın insanlar içindir.

GERÇEK: Terapi, bir yardım eline ihtiyaçları olduğunu fark edecek kadar öz farkındalığı olan ve daha özgüvenli ve duygusal olarak dengeli olmak için araç ve teknikleri öğrenmek isteyen kişiler içindir.

EFSANE: Terapistlerin tek konuşmak istedikleri benim ailemdir.

GERÇEK: Aile ilişkilerini araştırmak bazen yaşamın ilerleyen dönemlerindeki düşünce ve davranışları netleştirebilse de, terapinin tek odak noktası bu değildir. Birincil odak, değiştirmeniz gereken şeydir – yaşamınızdaki sağlıksız kalıplar ve semptomlar. Terapi, anne babayı suçlamak ya da geçmişe takılıp kalmakla ilgili değildir.

EFSANE: Terapi ben merkezli, şikayet edip, sızlananlar  içindir.

GERÇEK: Terapi zor bir iştir. Şikayet etmek sizi çok uzağa götürmez. Terapide ilerleme, kendinize ve yaşamınıza yakından bakmaktan ve kendi eylemlerinizin  sorumluluğunu  almaktan geçer. Terapistiniz size yardım edecek olsa da sonuçta işi yapan kişi sizsiniz.

Kategoriler
Yazılarım

ilaç mı  terapi mi ?

psychological-concept-human-thinking-brain

Her gün bir hap alarak sorunlarınızı çözebilme düşüncesi kulağa çekici gelebilir. Keşke o kadar kolay olsaydı! Zihinsel ve duygusal sorunların birden çok nedeni vardır ve ilaç tedavisi tek başına köklü  bir tedavi olmayabilir.

İlaç bazı semptomları hafifletmeye yardımcı olur ancak yan etkileri de vardır. Ayrıca, “büyük resim” sorunlarını çözemez. İlaçlar ilişkilerinizi düzeltmez, yaşamınızla ne yapacağınızı anlamanıza yardımcı olmaz veya neden sağlıksız seçimler yapmaya devam ettiğiniz konusunda size fikir vermez.

Rahatsız edici duygu ve düşünceler genellikle tedavi sürecinin bir parçası olarak ortaya çıktığından, terapi zaman alıcı ve zorlayıcı olabilir. Bununla birlikte, terapi, semptomların giderilmesinin ötesinde uzun süreli faydalar sağlar. Terapi size hayatınızı dönüştürmek için araçlar sunar – başkalarıyla daha iyi ilişki kurmak, kendiniz için istediğiniz hayatı inşa etmek ve yolunuza çıkan her türlü zorlukla başa çıkmak için.

Kategoriler
Yazılarım

Terapi ve danışmanlık nasıl yardımcı olur?

ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI
 Terapi ve danışmanlık nasıl yardımcı olur?

Terapi, bir dizi zihinsel ve duygusal sorun için etkili bir yöntemdir.  Destekleyici bir kişiyle düşünceleriniz ve duygularınız hakkında konuşmak genellikle kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Endişelerinizi dile getirmek veya zihninizi meşgul eden bir şey hakkında konuşmak başlı başına  iyileştiricidir. 

Yakın arkadaşlarınıza ve aile üyelerinize sorunlarınız hakkında konuşmak çok yardımcı olsa da, bazen çevrenizdeki insanların sağlayamayacağı bir yardıma ihtiyaç duyarsınız. Ekstra desteğe, dışarıdan bir bakış açısına veya bazı uzman rehberliğine ihtiyacınız olduğunda, bir terapist veya danışmanla konuşmak yardımcı olur.  Arkadaşların ve ailenin desteği önemli olsa da, terapi farklı bir ilişki türü içerir. Terapistler, problemlerinizin kökenine inmenize, duygusal zorlukların üstesinden gelmenize ve hayatınızda olumlu değişiklikler yapmanıza yardımcı olabilecek, profesyonel olarak eğitilmiş dinleyicilerdir.

Terapiden yararlanmak için bir akıl sağlığı sorunu teşhisi konmuş olmanız gerekmez. Terapideki birçok insan, örneğin ilişki sorunları, iş stresi veya kendinden şüphe duyma gibi günlük kaygılar için yardım arar. Bazıları ise boşanma, kayıp gibi zor zamanlarda terapiye başvururlar.

Kategoriler
Yazılarım

Terapiden fayda sağlamak için neler yapmalıyım?

Terapiden ne elde etmek istediğinizi anlayın. Çevrimiçi terapiye başlama hedefleriniz konusunda ne kadar net olursanız, ilerlemenizi ölçmek ve süreçten en iyi şekilde faydalanmanız o kadar kolay olacaktır. Örneğin, belirli bir psikolojik sorununu ele almak için yardım arıyor olabilirsiniz veya hayatınızın işe yaramayan belirli bir yönü ile mücadele ediyor olabilirsiniz. Sebepleriniz ne olursa olsun, bunları terapistinize ilettiğinizden ve birlikte olduğunuz süre boyunca ele alındığından emin olun.

Terapistinize karşı açık ve dürüst olun. Terapi sırasında rahatsız edici veya acı verici duyguların ortaya çıkması yaygındır. Kendinisi mümkün olduğunca açın ve duygularınızı terapistinizle paylaşın. Bir şey hakkında konuşmak çok zor geliyorsa, bunu terapistinize bildirin. Ne kadar açık ve dürüst olursanız, terapistiniz size o kadar iyi yardımcı olabilir.

İşe koyulmaya hazır olun. Çevrimiçi terapi, haftada bir kez konuşmak için oturum açmaktan fazlasını gerektirir. Bir danışman, seanslar arasında yapmanız için size ödev verebilir veya gerçek dünyadaki durumlarda teknikleri denemenizi isteyebilir. Deneyimden en iyi şekilde yararlanmak için zaman ve çaba harcamaya hazır olun. Ve kendinizi sık sık terapi seanslarını atlarken bulursanız, kendinize nedenini sorun ve bunu terapistinizle tartışın.

Evde dikkat dağıtıcı şeyleri sınırlayın. Kendi evinizin rahatlığında bir profesyonelle konuşmak rahat olduğu kadar bölünmeye de müsaittir- çocuklar, diğer aile üyeleri, gürültülü komşular, telefon görüşmeleri çalan kapı gibi. Terapi için evinizin en sessiz olduğu bir zaman seçin, diğer aile üyelerinden sizi rahatsız etmemelerini isteyin, telefonunuzu kapatın ve diğer uygulamaları sessize alın.

Hızlı ve güvenilir bir internet bağlantınız olduğundan emin olun. Seanslarınız bağlantı veya bilgisayar sorunları nedeniyle sık sık kesintiye uğrarsa, terapi süreciniz zarar görecektir. İnternet hızınızı yükselterek veya kullandığınız yazılımı veya uygulamayı güncelleyerek yaşadığınız tüm teknik sorunları giderin.

Kategoriler
Yazılarım

Terapi Ne Kadar Sürer?

Terapi Ne Kadar Sürer?

Bu kişiden kişiye değişir. Bazı danışanlar birkaç seanstan sonra kendilerini daha iyi hissederken, bazılarının ruh sağlıklarını yönetmek için yıllarca veya ömür boyu psikoterapi seanslarına ihtiyacı olabilir. Olumlu sonuçları görmek için danışanların nihayetinde bir sorunları olduğunu anlamaları, değişim ihtiyacını tanımaları ve uzman tarafından önerilen tedavi planını takip etmeleri gerekir. Psikoterapi görmüş kişilerin yaklaşık %75’inin bundan fayda sağladığı gösterilmiştir. Bir terapi seansı en az haftada bir yapılır. Hafta da birkaç kez yapılan daha yoğun terapiler de mevcuttur. 

Terapi Seansı Ne Kadar Sürer?

Bir terapi seansı 40 dakika ile 1 saat arasında değişir. Bununla birlikte bazı seanslar, kullanılan yönteme göre (hipnoz, EMDR seansları gibi) daha da uzun olabilir. Genelde ilk seans için süre belirlenmez. Daha sonraki seansların süresi için bir çerçeve belirlenir.

Kategoriler
Yazılarım

Çevrimiçi (Online)Terapi Nedir?

Çevrimiçi terapi daha yaygın ismiyle Online Terapi, ruh sağlığı danışmanlığının ve psikoterapinin, canlı görüntülü sohbet şeklinde internet üzerinden yapılmasıdır. Çevrimiçi terapiler, teleterapi, telemental sağlık, e-terapi, çevrimiçi danışmanlık isimleri ile de anılabilmekte ve mesajlaşma uygulaması, telefon aracılığıyla ya da e posta yoluyla da uygulanabilmektedir.

Online Terapi Geleneksel Yüz Yüze Terapi kadar etkili midir?

Terapi, geleneksel olarak terapistin ofisinde yüz yüze yapılmaktadır. Fakat Covid -19 pandemisi ile birlikte online terapiler tercih edilmeye başlanmıştır. Her ne kadar online terapi uygulamaları yeni olsa da bu konuda yapılan araştırmalar bir çok kişi için online terapilerin, geleneksel terapiler kadar etkili olduğunu göstermektedir.

Online Terapinin Avantajları Nelerdir?

  1. Online terapilere erişim kolaydır.  İnternetiniz ve aygıtınız varsa bir çok uzmana ulaşabilirsiniz. Özellikle küçük bir şehirdeyseniz, bulunduğunuz bölgede yeterince uzman yoksa, online terapi alternatiflerinizi genişletecektir.
  2. Konforlu ve güvenlidir. Evinizdeyken, kendinizi açmak daha güvenli hissetmenize yardımcı olabilir. Evden çıkmanıza engel bir durumunuz var ise gene online terapiler ideal bir çözüm olabilir.
  3. Online terapi ile yol masrafından ve zaman kaybından tasarruf edersiniz. Çocuğunuza bakması için birilerini ayarlamanız gerekmez.
  4. Mahremiyet sağlar. Terapistin ofisinde gittiğinizde, tanıdığınız biriyle karşılaşma endişesi yaşayabilirsiniz. Online terapi bu açıdan kolaylık sağlar.
Kategoriler
Yazılarım

Neden profesyonel bir yardım almalıyım?

Ruh sağlığı alanında eğitim almış bir profesyonel ile konuşmak, hayatınızdaki zorlukları aşmanıza, sorunlarınızın altında yatan sebepleri fark etmenize, kendiniz ve ilişkilerinizle ilgili iç görü kazanmanıza, semptomlarınızı yönetmenize ve iyileşmenize yardımcı olur. Terapi sadece depresyon,  panik atak, obsessif kompulsif bozukluk gibi tanı veya teşhis almış bir zihinsel ve duygusal sağlık sorunları ile ilgili değildir. Her insanın hayatında zaman zaman baş etmekte zorlandığı dönemler olabilir. Ölüm, ayrılık, boşanma, işsizlik gibi kayıplar karşısında yaşadığımız sıkıntılar, evlilik ve ilişki sorunları, aldat(ıl)ma, iş stresi gibi problemler terapi yardımı ile daha kolay atlatılabilir. Terapi yaşamımızdaki bu zorlu olayları anlamlandırmamızı ve onlarla baş etmemizi kolaylaştırır. Bizlerin iyileşmesine ve gelişmesine yardımcı olur.

Bir profesyonel ile güvenilir bir yakınımla konuşmam arasında ne fark var?

Yakın arkadaşlarla veya aile üyelerinizle yapacağınız konuşmalar çok destekleyicidir. Fakat yaşadığınız sorun profesyonel bir müdahale gerektiriyorsa, bir uzmandan yardım almanız gerekir. Terapötik ilişki, yakınlarınızla kurduğunuz ilişkiden çok farklıdır. Bir terapist, sizi dinlerken, sadece söylediklerinizin içeriğini dinlemekle kalmaz, altında yatan duyguları, düşünceleri, savunmaları anlamaya çalışır. . Birçok sorunumuz erken dönem (bebeklik-erken çocukluk) ilişkilerimiz ile alakalıdır. Bu dönemlerde edindiğimiz ilişki kalıplarını çevremizdeki kişilerle tekrar etme eğiliminde oluruz. Terapist, ilişkilerinizde tekrar eden döngüleri anlamanızı sağlar. Size yorum yapar, anlamlandırmanıza yardımcı olur. Zaman zaman sizi farkındalığınız dışındaki şeylerle yüzleştirir. Terapötik ilişki duygusal onarıma imkan veren bir ilişki biçimidir. 

Kategoriler
Yazılarım

Ne zaman  terapiye başvurmalıyım?

Psikolojik sorunlarla mücadele ediyorsanız ya da zor bir dönemden geçiyorsanız terapi almak sizin için doğru bir tercih olacaktır. 

Öncelikle terapiye gelmek, utanılacak bir durum değildir. Terapi alıyor olmanız sizi “sorunlu” ya da “deli” yapmaz. Her insanın zaman zaman hayatında güçlükleri olur ve bazen bu konuda desteğe ihtiyaç duyar.  Nasıl ki kolunuz kırıldığında tedaviyi ertelemek ya da görmezden gelmek iyi bir fikir değilse, aynı şey psikolojik sorunlar için de geçerlidir. Güvenilir ve bu konuda eğitimli biriyle konuşmak sorunlarla baş etmede, öz güveni geliştirmede, ilişkileri düzenlemede ve öz değeri artırmada yardımcı olacaktır.

Ne zaman terapi almanız gerektiğiyle ilgili Amerikan Psikoloji Derneği, sizi sıkıntıya sokan bir veya daha fazla sorununuz varsa ve bu günlük yaşamınızı etkiliyorsa terapi almanızın vaktinin geldiğini öne sürüyor.

Terapi zamanının geldiğine dair işaretler

1- Kendinizi çok bunalmış hissediyorsunuzdur. 

Duygularınız yönetmekte zorluk çektiğiniz yoğunlukta ise bu o duyguların altında ezilmenize ve belki de günlük hayatınızı sürdürmede zorluğa sebep olacaktır. Bu durum doğal olarak iş hayatınızı, sosyal ve yakın ilişkilerinizi etkilemeye başlayacaktır. İşe ya da okula gitmek için yataktan kalkamamak, günlük görev ve ödevleri yerine getirememek, kendinize ve sorumlu olduğunuz kişilere bakım verememek,  karar alamamak ya da kararlarınızı sürdürememek, ani duygusal iniş ve çıkışlar yaşamak bazı örnek durumlardır. Duygusal bunalımın, stres, travma ve ilişki sorunları gibi pek çok nedeni vardır ve terapi ile duyguları düzenlemek ve ezici duygularla baş etme becerisi kazanmak mümkündür. 

2- Uyku sorunları yaşıyorsunuzdur.

Psikolojik iyi oluş ile uyku arasında sıkı bir ilişki vardır.  Sorun yaşadığımızda uyku düzenimiz bozulmaya başlar. Daha az ya da daha fazla uyumaya başlayabiliriz. Uyku yoksunluğu olumsuz düşünmeye yol açabilir ve sizi duygusal olarak daha savunmasız hale getirir. Aşırı uyku ise, sizi hayatı yaşamaktan alıkoyar. Duygusal sıkıntılar, uyku kalitenizi bozar. Ne kadar uyursanız uyuya kalmanıza ve kendinizi yorgun hissetmenize de neden olabilir. Uyku sorunları özellikle kaygı, depresyon, bipolar bozukluk ve DEHB yaşayan kişilerde yaygındır.

3- Sosyal olmaktan kaçınıyorsunuz veya ilişkileri sürdüremiyorsunuz

Duygusal sorunlar sizin arkadaşlarınızdan ve yakınlarınızdan uzaklaşmanıza neden olabilir. Daha              çok içe kapanır ve insanlarla daha az konuşursunuz. Terapi yaşadığınız şeyle ilgili biriyle özel olarak konuşmanıza yardımcı olur. Sosyal desteğe ulaşmanızı teşvik eder.

4- Kendinizi umutsuz hissediyorsunuzdur.

Umutsuzluk özellikle depresyonla ilgili bir durumdur.  Umut kötü zamanları atlatma konusunda önemli bir yakıttır. Terapi kişiye bir umut yolu açar.

5- Sürekli tekrar eden, sizi tüketen endişeli düşünceleriniz vardır.

Zaman zaman aklımıza bizi kaygılandıracak düşüncelerin gelmesi normaldir. Fakat bu düşünceler takıntılı ve müdahaleci hale geldiyse ve onlarla baş etmek için bir takım ritüeller geliştirdiysek bu OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluğun ) işareti olabilir. Terapi, bu düşünceleri sağlıklı bir şekilde nasıl kabul edeceğinizi, onlara nasıl meydan okuyacağınızı ve yöneteceğinizi öğrenmenize ve onların sizi kontrol etmesine izin vermeyi bırakmanıza yardımcı olabilir.

6- Duygularınızı kontrol edemezsiniz

Öfke, kaygı , korku, neşe  gibi duygularınızı kontrol etmede güçlük yaşıyorsanız bu duygu durum bozuklukları ya da kaygı bozukluğunun bir semptomu olabilir. Terapi, duygulara tepkileriyle mücadele edenler için çok yardımcı olabilir.

7- Hiçbir şeyi umursamıyorsanız

Yoğun duygular ezici ve dayanılmaz hale geldiğinde kişi aniden hiçbir şeyi umursamamaya başlayabilir. Bu durum klinik depresyonda çok yaygındır. Bu tip depresyon beraberinde intehar düşüncelerini ve girişimlerini getirebilir. 

8- İş yerinizde/okulda sorunlar yaşıyorsunuz.

Duygusal sıkıntılarınız işinizi veya okul hayatınızı etkilemeye başlayabilir. Sık sık rapor almak, işi tamamlayamamak, çalışma konusunda isteksizlik, okula devam edememek, performans düşüklüğü gibi sorunlar yaşayabilirsiniz. Bu sorunlar başlı başına stres ve endişe kaynağı haline gelir.

9- Normalden daha fazla veya daha az yiyorsunuz

Duygusal sıkıntılarla mücadele etmek sizi yetersiz veya fazla yemenize neden olabilir. Duygusal yeme, zihinsel sağlıklarıyla mücadele eden insanlarda çok yaygındır. Terapi genellikle düzensiz yeme de dahil olmak üzere çok sayıda zihinsel sağlık sorunu yaşayan insanlara yardımcı olmak için kullanılır.

10- Yakın zamanda kötü bir olay (travma) yaşadınız ya da geçmişinizde yaşadığınız travmalar hala etkisini sürdürüyor.

Terapi, yakın zamanda veya geçmişte bir travma yaşamış kişiler için çok faydalıdır. Travmanın ve bunun sizin için ne anlama geldiğinin üstesinden gelmenize ve hayatınızı yeniden inşa etmenize yardımcı olabilir.

11- Yas tutuyorsunuz ya da yas tutamadığınızı hissediyorsunuz

Kaybımız karşısında yas tutmak yolumuza devam etmemizi hatta gelişmemizi sağlar. Eğer yasın     getirdiği keder ve öfke ile baş etmede güçlük yaşıyorsanız, yasınız uzamışsa ya da yas tutamadıysanız  terapi almanız yasın konuşulmasını ve işlenmesini sağlar.   

12- Sorunlarınızla başa çıkmak için seks, madde, alkol kullanımı gibi yollara başvuruyorsunuzdur.

İnsanlar bazen acıdan kaçmak için uygunsuz savunmalar kullanırlar. Seks ve bağımlılık yapan her madde ve davranış (teknoloji bağımlılığı, alışveriş bağımlılığı, kumar gibi) dopamin miktarını artırarak bir süreliğine daha iyi hissettirse de bu sürdürülebilir bir durum değildir. Her türlü bağımlılık beraberinde sağlık, finans, ilişki, sosyal statü, iş gibi birçok kaybı beraberinde getirir.  Anlık hazlar ne yazık ki sorunlarımızı çözmez çoğu zaman kendisi başlı başına bir sorun haline gelir.

13- Sağlık sorunları yaşıyorsunuz fakat doktorunuz tıbbi bir neden bulamıyor, psikolojik kökenli olabileceğini söylüyor.

Beden ve duygular arasında yakın ilişki vardır. Bazen bir şeylerin ters gittiğini anlatmak için bedenimiz bize sinyal gönderir.

Kategoriler
Yazılarım

Kim Olduğumuzun Cevabı Ergenlik Döneminde Saklı

Psikolog Çiğdem KARAKUŞ 

Ergenlik dönemi bir çocuğun yetişkine dönüşümünün hikâyesidir. Bu hikâyede genç “Ben Kimim?” sorusunun cevabını arar. Bulacağı cevaplarla kendiliğinin tanımını yapar yani bir kendilik kimliği oluşturur. Bu süreç psikolojide kimlik krizi olarak adlandırılır. Peki, kimlik krizi sürecinde genci neler beklemektedir ve aileler neler yapmalıdır?

1.Genç kendilik fiziksel tasarımını oluşturacaktır.

Buluğ çağı ile birlikte, çocuk için sürekli ve tanıdık olan beden tasarımı, günden güne değişen ve başkalaşan bir bedene doğru yol almaktadır. Kendilik fiziksel tasarımımız, fiziki görüntümüz ile ilgili hissimizi belirler. Mesela, bazı ergen kızlar, aslında çok zayıf oldukları halde, kendilerini aşırı kilolu hissettikleri için yemek yemeyi reddederler. Yakışıklı delikanlımız, yüzündeki birkaç sivilceye öylesine takmıştır ki, kendini çirkin hissetmekte ve sosyal çevrelerden kaçınmaktadır. Fiziksel görünümünü olduğu gibi kabul eden ve olumlu bir beden tasarımı oluşturabilen genç bu aşamayı başarı ile tamamlayacaktır.

Aile ne yapmalıdır?

Ergenlik döneminin özelliklerini doğru anlamalıdır. Gencin bedeni ile fazlası ile uğraşmasını anlayışla karşılayıp, onun duyguların incitmemeye dikkat etmelidir. Görünümü ile alay etmekten, olumsuz eleştiri yapmaktan kaçınmalıdır.

2.Genç cinsel kimliğini netleştirecektir.

Bir erkek ya da kız çocuğu doğduğu zaman, ailesi onu cinsiyetine uygun şekilde yetiştirmeye başlar. Sen kızsın ve şöyle davranmalısın; sen erkeksin şöyle olmalısın der. Ergenlikle birlikte çocuk ailesi ve toplum tarafından kendisine kazandırılan bu cinsel kimliğin hissine varacak yani kendisini erkek ya da kadın gibi hissedecektir. Bu hissi de karşı cins akranları vasıtasıyla kazanacaktır. Genç aşık olacak, karşı cins tarafından beğenildiğini, kabul gördüğünü hissedecek, sosyal ortamlarda kendini cinsel kimliği ile var etme imkanı bulacaktır.

Ergenlikle birlikte cinsel olgunlaşma başlar. Bu olgunlaşma sürecinde, ergen hormonel bir saldırıya uğramıştır. Bazen cinsel dürtülerini kontrol etmekte zorlanmaktadır. Eğer gencin yetiştiği çevre aşırı baskıcı ise, genç cinsel dürtülerinden dolayı utanç duyacak, kendisini suçlu hissedecektir. Bu durumda bu arzularını yok sayarak ileride sağlıklı bir yuva kurma şansını kaybedecektir. Eğer gencin yetişmiş olduğu çevre daha yumuşak ise, genç bu dürtülerini kabul edecek sadece arzusunu kime karşı ve ne şekilde yönlendirmesi gerektiği sorunu ile karşılaşacaktır. Ruhsal olarak sağlıklı gelişen bir genç bu arzusunu karşı cinsten bir akranına, bir film yıldızına vs. yönlendirirken, ruhsal gelişiminde gedikler olan bir genç bu arzusunu hem cinsine ya da aileden birisine yönlendirebilmektedir. Bu da beraberinde çeşitli psikolojik rahatsızlıklardan başlayıp, intihara kadar sürüklenen acı tabloları getirmektedir.

Cinsel ilginin yönelim şekli ise gencin yetiştiği kültürel ortam, dini inançları ve değerlerine göre belirlenecektir. Mesela, Amerikalı bir genç için cinsel ilişkiye girmek cinsel kimliğin belirleyicisi iken, muhafazakâr bir kültür çevresinde yetişen genç için bakışmak, mektuplaşmak, el ele tutuşmak gibi flört düzeyinde kalan davranışlar cinsel kimliğin oluşmasında belirleyici olacaktır.

Aile ne yapmalıdır?

Aile gencin cinselliğini kabul etmeli ve doğal karşılamalıdır. Genci utandırmamaya dikkat etmeli, onun mahremiyetine saygı duymalıdır. Erken yaşlardan itibaren cinsel terbiye vermelidir. Gencin cinsel kimlik oluşturma yolundaki eylemlerini, el altından desteklerken, ailenin sahip olduğu değer yargılarına göre gerekli sınırları cinsel terbiye içinde çizmelidir.

3.Genç kimlik bocalamasından kurtulacaktır.

Ergen kimlik oluşturma sürecinde alternatif davranışlar, ilgiler, ideolojiler arasında çeşitli rol denemelerine girişecektir. Tüm rol denemelerinin altında ise sosyal onay ve beğenilme ihtiyacı olacaktır. Sosyal onay aldığı roller kalıcı olup kimliğinin bir parçası haline gelirken, sosyal onay almadığı roller silinecektir. Genç bu süreçte bir süre gitar çalmakla ilgilenirken, ilgisi spor yapmaya kayacak. Bir süre A partisinin gençlik kollarına takılırken, bir müddet sonra tam tersi görüşlü bir partinin gençlik kollarına takılmaya başlayacaktır. Hayat provasında bir sağa, bir sola yalpaladıktan sonra 20’li yaşlarda bu süreci başarı ile tamamlayarak rol karmaşasından kurtulacak, kendine bir kimlik edinmiş olacaktır. Eğer genç kimlik bocalamasından kurtulamaz ise hayat arenasında yaşam boyu yalpalamaya devam edecek, 40’lı 50’li yaşlarda bile bir ergen gibi davranacaktır. Bazı ergenler, kimlik bocalamasından kurtulmanın yolunu ters kimlik geliştirmede bulacaktır. Ters kimlik sahibi bir kişi her şeye muhalefet eder. Kendisini girdiği her ortamda muhalefet ederek belli eder.

Aile ne yapmalıdır?

Aileler zaman zaman çocuklarının yaptığı bu rol denemelerinden rahatsız olmakta ya da panik yaşamaktadır. Bazen gence bilgiçlik taslayıp, onu engellemeye çalışmaktadır. Fakat genç bu denemelerle kendini bulacaktır. Aileden aldığı değerlere aykırı olan roller, eğer genç sağlıklı geliştiyse ve aile de bu konuda baskı yapmadıysa kalıcı olmayacaktır. Eğer aile aksi yönde baskı yaparsa, genç işi inada bindirip istenmeyen rolü kalıcı hale getirecek ya da artık rol denemelerine girişmeyip, pasif, girişimci ruhu olmayan bir birey olarak hayatını sürdürecektir.

4. Kendine mesleki bir yol çizecektir.

Kimliğin önemli parçalarından biri de meslektir. Genç bu dönemde mesleki rol denemeleri yapacak kendisine bir yol bulmaya çalışacaktır.

Aile ne yapmalıdır?

Genç ebeveyninin bir uzantısı değildir. Ondan ayrı bir bireydir. Meslek seçerken kendi ilgi ve yeteneklerine uygun alternatifler araştıracaktır. Aile bu arayışta onun önünü açmalı kendi başarmak istediği ya da kendince mantıklı sebepleri olan meslekleri seçmesi için gence baskı yapmamalıdır.

5.Genç kendine bir ideoloji belirleyecektir.

Bu dönemde genç dünyada ve ülkesinde olup bitenlerle yakından alakadar olacak, kendisine ideolojik bir duruş belirleyecektir. Çünkü etrafında olan birçok olayı, örneğin savaşları, siyasi kavgaları, ekonomik krizleri anlamlandırması için bir ideolojiye ihtiyaç duyacaktır.

Aile ne yapmalıdır?

Ailesi ile fazla çatışmalı olan gençler özellikle ailesinin tersi bir ideoloji benimsemekte, bu yolla adeta ailesinden intikam almaktadır. Genç farklı felsefi görüşler hakkında araştırma yapabilir, onları benimseyebilir. Aile bu hususta mümkün olduğu kadar gençle çatışmamaya dikkat etmeli, onun düşüncelerine önem verdiğini hissettirmelidir. Gereksiz tartışmalara girmek yerine düşünce alış verişi yaparak onun bireyselliğini kabul ettiğini içtenlikle gösterebilmelidir.